Menü

Göksel Arsoy’un Çocukları

– «Aşkım 21 nisan 1963’te, Gökhan 17 nisan 1965’te doğdu… Biz her yıl ikisinin yaş gününü birlikte kutlarız.»

Günün kahramanı tabii Aşkım’la Gökhan’dı. Bütün çocuklar hatta büyükler onların etraflarında pervane oluyorlardı.

Gün, Arsoy ailesinin en küçük fertlerinin günü olduğu için davetlilerin çoğu da tabii onların arkadaşlarından seçilmişti… Soley Hanımın İstanbul Tıp Fakültesinin son sınıfındaki kız kardeşi Tülay’la, Siyasal Bilgiler Fakültesi Diplomasi ve Dış Münasebetler Şubesini bu yıl bitirecek erkek kardeşi Koray ve anneleri Hayriye Öben, doğum gününü kutlayan bu iki çocuğa dedelerinin yokluğunu hissettirmemeye çalışıyorlardı.



Göksel Arsoy’la Ayazpaşa’daki evinde konuşuyorduk. Önümüzde üstü çeşit çeşit yiyeceklerle donatılmış, kocaman bir masa vardı. Salonun içi tıpkı bir çocuk bahçesi gibiydi. Küçük çocuklar annelerinin ihtarlarına aldırmadan oynuyorlar, bir oraya bir buraya koşuyorlar, bağırıp çağırıyor, ter ter tipiniyorlardı.

Paşa dede (emekli generallerden) Hilmi Oben ön seçimler için Ankara’ya gittiğinden torunlarının yaş gününde bulunamıyordu. Göksel’in ablası Nursel Gürsoy da kocasıyle birlikte İngiltere’deydi. Göksel’in annesi Hasna Hanım yaş gününde kızına da vekalet ediyordu. Ailenin yakınlarından Cavidan Mete’yle, eve gelen fakat kalabalıktan kaçtığı için yeğeninin çocuklarının hediyesini içerideki odalardan birinde vermeyi tercih eden Göksel’in amcası bestekar Yesari Asım davetlilerin «akraba» cephesini teşkil ediyordu. Diğer hanımların hepsi Gökhan’la Aşkım’ın arkadaşlarının anneleriydi ve çocuklarını yalnız bırakmamak için gelmişlerdi.



Önce çocuklar, sonra davetliler masa başında birer «hatıra resmi» çektirdiler. Resim çekimi bittikten sonra Aşkım’la Gökhan üzerlerine isimleri yazılmış, yaşlarını gösteren mumlar dikilmiş «mumlu» yaş günü pastalarını kestiler. Soley Hanım bütün davetlilere servis yaptı. İki kayınvalide Hasna Arsoy’la Hayriye Oben, serviste kızlarını yalnız bırakmadılar, ona yardım ettiler. Bu arada fırsattan istifade edip Göksel’le filim işlerini konuşalım dedik. Nerdeee… Biz ona soru sordukça o, «Bir dakika,» diyerek yanımızdan ayrılıyor, ya Aşkım’ın, ya da Gökhan’ın yanına gidip biri 3, diğeri 5 yaşını bitiren iki çocuğu ile ilgileniyordu. Buna rağmen bu gidiş – gelişler arasında Göksel’in Yugoslavlar tarafındar satın alınan filimlerinin galasında bulunmak üzere yakında Yugoslavya’ya gideceğini, bu yaz Mısır, Lübnan, Pakistan ve Yugoslavya’da filim çevireceğini ve sahneye çıkmak üzere hazırlık yaptığını öğrendik.



Veda ederken şöhretli babayla, genç anneye çocuklarına yaş günü için ne hediye aldıklarını sorduk. Göksel Arsoy bu sorumuza şöyle cevap verdi:

– «Soley, yaş günü hediyesi olarak Aşkım’a bir elbise verdi. Ben de Gökhan’a Beyrut’tan bir uçak getirmiştim, onu verdim.»

Kimse bana fikrimi sormadı, ama bana kalırsa, «Yerli sinemanın önce romantik, şimdiki ‘sert’ jönprömiyesi ne en çok babalık rolü yakışıyor,» derim.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-19-sayisi)

24.11.2020 15:43

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar