Menü

Hulusi Kentmen ve Hüseyin Baradan Hürriyeti Seçtiler

Bir gün Hüseyin Baradan’la, Hulusi Kentmen oturmuş, sinemanın düzensiz halinden, yaşama şartlarının kötülüğünden, ödenmeyen bonolarından konuşuyorlarmış. Daha Deniz Astsubay Okulu’nu yeni bitirdiği yıllarda sahneye çıkan yılların tecrübeli aktörü Hulusi Kentmen sonunda:

– «Bu iş böyle devam etmez» demiş. «Beş para etmeyen kağıt parçalarıyle uğraşacağıma kürkçü dükkanına döner, bu dertlerin hepsinden kurtulurum…» Hüseyin Baradan’ın anlamadığını görünce de ilâve etmiş. «Sahneye çıkacağım…»



Başlamış Hüseyin Baradan gülmeye. Hem gülmüş, hem anlatmış:

– «Kusura bakma ağabey. Seni sahnede düşünüyorum da… Uzun boyun, bıyıkların ve elinde bir mikrofon… «Karabiberiiiim…» diye şarkı söylüyorsun…»

Har halde Kentmen de aynı şayi bir an düşünmüş olacak ki bir süre karşılıklı gülüşmüşler. Neden sonra, iş tekrar ciddiyete dönmüş… Konuşmalar ve birtakım esaslar tespt etmişler. O sırada yeni bir trup kurmak isteyen ve arkadaş arayan Şahin Tek de onlara katılmış. Uç kafadar prensip olarak anlaşmışlar. Kadroyu tespit etmişler ve bir Fransız vodvilinden adapte edilen «Palabıyıklılar Filosu» adlı piyesle Anadolu turnesine çıkmışlar…



Turnenin sonucu üç ortağın yüzünü güldürmüş ama bu defa başka bir dert musallat olmuş başlarına:

– «Böyle suyuna tirit şeyler oynayacaksak sinemanın suyu mu çıktı… Bonosuna sadık yapımcı bulur oynardık…» demişler.

Başlamışlar piyes düşünmeye. Sonunda Ali Yörük’ün «Çatallı Köy» adlı piyesinde karar kılmışlar. Bilindiği gibi Çatallı Köy Anadolu’nun ezeli dertlerinden birini, kan davasını eleştiren bir piyes… Hulusi Kentmen ve Hüseyin Baradan’la turneye çıkacakları gün konuşmuştuk. Bize:



– «Yerli sinemanın saçma tiplerinden, rüyada bile inanılmayacak tuhaflıktaki konularından bıktık usandık.» demişlerdi. «Şimdi istediğimiz piyesleri, istediğimiz yerde oynuyoruz. Sanat aşkımızı da tatmin ediyoruz.»

Gayet başarılı bir turne yapmakta olan «Şahin Tek Tiyatrosu» elemanları Anadolu’yu karış karış dolaşadursunlar, kulaklarımızda hala Baradan’ın esprisi çınlıyor:

– «Kardeşim ‘jön dam’ olsaydık şarkıcı olup İstanbul’da kalırdık. Karakter oyuncularının kaderi bu… Sinemada en düşük para ve en kötü şartlarla çalışmak! Sahneye geçince de bol ışıklı İstanbul gece kulüpleri yerine kasabalar, nahiyeler, köyler.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1967-tarihli-45-sayisi)

19.11.2020 10:52

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar