Menü

Romy Schneider’ın Dönüşü

Adettir, dünyanın her tarafında sporcu da, sanatçı da başarısızlığının sebeplerini başkalarına yükler. Futbolda gol yiyen takım, rakip takımın şanslı olmasından dem vurur, suçu hakemlere yükler, bunlarla da taraftarlarını ikna edemezse kah rüzgara kabahat bulur, kah rakip takım seyircisine… Sanatçılar için de durum aynıdır. Hele sinemada başarısızlığa uğrayan, şöhretini kaybedenler, asla kabahati üzerlerine almazlar. Sinema ve tiyatro alanında da suç daima ya eserdedir, ya da rejisörde. Artist hiç bir zaman suçlu olamaz!

10-1Tabii zaman zaman bu kaideyi bozanlar da çıkmıyor değil. İşte mesela bir zamanların şöhretli yıldızı Romy Schneider’i ele alalım. Alman ve Fransız sinemasının gözde yıldızı, son zamanlarda sinemada adı, sanı unutulmuş eski şöhretler arasına düşmesinin sebeplerini katiyen başkalarında aramıyor. Suçu doğrudan doğruya kendinde buluyor. Hatta kendisi hakkında oldukça sert hükümlere varmaktan da kaçınmıyor.

Geçenlerde bir filim çevirmek için çocuğu ve hizmetçileriyle beraber Londra’ya giden Romy Schneider, yıllarca öncesine göre hayli değişmiş bir çehreyle İngiliz gazetecilerinin karşısına çıktı. Genç kadının yüzünde hiç makyaj yoktu. Gayet sade ve spor bir kıyafete bürünmüştü. Saçlarını dümdüz taramıştı. Bu görünüşüyle ünlü bir sinema yıldızından çok, hanım hanımcık bir ev kadını halini uyandırıyordu. Yıldızın gelecekle ilgili planlarını öğrenmek için onunla konuşmaya gelen gazeteciler Romy’deki bu büyük değişikliği hemen fark ettiler.

11-1Romy Schneider, Londra’daki stüdyolardan birinde çevrilecek olan «Otley» isimli bir polisiye filimde oynamak için Londra’ya gelmişti. Genç kadın bu filmi çevirmeye başlamadan önce iki teklif daha almış, böylece bir yıl içinde üç filim çevirmek için mukavele imzalamıştı. Romy, bunları anlattıktan sonra ürkek bir tavırla omuzlarını silkerek: «Bir yılda üç filim birden çevirmem mümkün olacak mı, bilmem ki,» dedi. «İki yıldır değil filim çevirmeye, sinemaya gitmeye bile vakit bulamadım. Berlin’deki evimden dışarı çıktığım günlerin ve gecelerin sayısı bir düzineyi geçmez dersem inanın yalan söylemiyorum. Kamera karşısında nasıl rol yapıldığını bile unuttum. Bu yüzden de korkudan tir tir titriyorum.»

Avusturyalı tanınmış yıldız Magda Schneider’in kızı olan Romy Schneider’den bu sözleri işitmek, gazetecileri gerçekten şaşırtmıştı. Romy’nin gözlerini dünyaya açar açmaz filim stüdyolarını tanıdığını ve küçük yaşta sinemayı meslek seçtiğini bilenler için bu itiraf gerçekten pek şaşırtıcı olmuştu. Fakat Romy’nin samimi bir ifadeyle konuştuğu da gözden kaçmıyordu. Yıldız, küçük yaşta filim çevirmeye başlamasına ve şöhretin zirvesine ulaşmak için elinde her türlü imkan bulunmasına rağmen niye ikinci bir Elizabeth Taylor olamamıştı? İşte asıl mesele buydu. Romy Schneider, bunu da şöyle izah etti:

10-3– «Benim hayatım bir yanlışlıklar komedyasıdır diyebilirim. Küçükken yaramazlıklarımla annemi ve ev halkını yıldırmıştım. Başlangıçta sinemayı meslek seçmemek için de bir hayli direndiğimi hatırlıyorum. Annemin isteklerini yerine getirmemeyi kendime adeta vazife edinmiştim. Netekim Alain Delon ile nişanlandığım zaman annem bana bu uçarı çapkından hayır gelmeyeceğini de defalarca söylemiş, hatta benimle uzun bir süre konuşmamıştı.

«Alain Defon uğruna meslek hayatımı ikinci plana atmam, yaptığım yanlışlıkların en büyüğüydü diyebilirim. Alain’in peşinde dolaşmaktan iyi filim çevirmeye vakit bulamıyordum. Hele o ‘Sissie’ filimlerini çevirmekle ne büyük hata işlemişim. Eğer ilk gençlik yıllarımda tipime uygun rolleri seçmekte ustalık gösterseydim, her halde şimdi olduğu gibi olduğum yerde saymazdım.»

Romy Schneider, Alman asıllı rejisör Harry Meyen ile evlendikten sonra özel hayatında aradığı huzura kavuştuğunu, hele oğlu doğduktan sonra daha da mutlu olduğunu belirtti. Ancak gençlik yıllarını sinemada geçirmiş bir yıldız için evdeki mutluluk yeterli değildi tabii.

Romy, bunu da samimi bir ifadeyle açıkladı: «Tam iki yıl Bayan Meyen unvanı benim başka bir şey düşünmeme fırsat bırakmadı. Benim dünyam, kocamın ve çocuğumun dünyasıydı. Bunun dışına çıkmayı da hiç istemeyeceğimi sanıyordum. Fakat iki yıl sonra içimde bir eziklik hissetmeye başladım. Evin içinde dolaşırken bile bir eksiklik bulunduğunu fark ediyordum. Eski neşem kalmamıştı. Kocam bile benim bu durgun halimden endişelendi. Kocama işin iç yüzünü söyleyince o da bana hak verdi ve sinemada bir kere daha şansımı denememin doğru olacağını söyledi. İşte gördüğünüz gibi çocuğumu alıp Londra’ya geldim. Şimdi bütün ümidim, burada çevireceğim filimde. Eğer muvaffak olamazsam mı? Tekrar evime dönerim. Sinema defterimi kaparım…»

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-37-sayisi)

10.08.2019 22:46

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 28 Ağustos 2015 17:57

    Soner Çiftalan

    Bak bak sıpaya bak ne tatlıı
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 15:17

    ŞERİFE KUL

    alan deloin ile birlikte ismini daha cok duyursada iyi bir oyuncuydu gerçekten